UĞRAMADAN OLMAZ! BRATISLAVA
Slovakya’nın başkenti olan Bratislava, küçük ve pahalı bir şehir. Para birimi Euro. Slovakya’nın hikayesi biraz karışık bu sebeple o konulara hiç girmiyorum. Yarım günde rahat rahat gezip bitirebileceğiniz bir şehir. Nüfus az. Sanata tüm avrupa ülkelerinde olduğu gibi burada da çok değer veriyorlar. Her yerden bir heykel çıkıyor üstelik ben bazı heykelleri neden yaptıklarını anlayamadım, sanırım sadece sanat yapmak istemişler. Demek istediğimi örneklerle anlatacağım : ) Burada konaklamayı düşünüyorsanız düşünmeyin, gidip Cesky Krumlov’da kalın çünkü orası hem daha şirin, hem daha uzun süre etkin vakit geçirebilirsiniz yani yapacak daha çok şey var, hem de daha ucuz, ama kesinlikle Orta Avrupa’ya gelip Bratislava’yı görmeden dönmenizi istemem. Bratislava’da eski şehri gezseniz yeterli bence. Haydi, gezmeye başlayalım.
1-KALE: Bratislava’nın incisi diyorlar. Osmanlılar Macaristan’ı alınca, Macar kralı bu kalede bir süre yaşamış. Kale, şehri görebileceğiniz bir yükseklikte bulunuyor. ben üst kısmına çıkamadım, gitmişken görmenizde yarar var.
2-ESKİ ŞEHİR MERKEZİ: Aslında görmeniz gereken hemen her şey şehir merkezinde toplanmış durumda. Michael kapısı, Napolyon heykeli, Cumil, kapıları açan adam Naci, Ulusal tiyatro, sokaklar, kafeler… kısacası burayı ve kaleyi gezmeniz bence yeterli olacaktır. Kısaca hepsinden bahsedelim o halde,
Cumil: Bir rögar kapağından çıkmaya çalışıyormuş gibi görünen Cumil, aslında çıkmaya çalışmıyor : ) kadınların eteklerinin altından bakmaya çalışan birini bizde döverler, onlar sevmiş heykelini yapmış. Biz de anlamadık : )
Kapıyı açan adam Naci: Bu heykel daha sempatik birine ait. Fakir ve hasta olan Naci, insanları sever ve saygı duyarmış. Genelde heykelinin yapıldığı restaurantın önünde kalır, gelene geçene kapıyı açar, içeri buyur edermiş. İyi ve zararsız biriymiş vesselam.
Michael kapısı: 1300 lü yıllarda inşa edilen dört kapıdan tek sağlam kalanı bu kapıymış ki burası da çok defa onarılmış. Kapının altında görmüş olduğunuz kocaman siyah daireye göre, burası sıfır noktası kabul ediliyor ve dünya başkenlerinin buraya olan uzaklığını gösteriliyor.
Franciscan Church: Macaristan’ın ileri gelen aileleri, soyluları bu kilisede toplaşıp, görüşürlermiş. Habsburg I.Ferdinand burada Macaristan Kralı olmuş. Oldukça önemli bir kilise ama içi de dışı da biraz bakımsız geldi bana.
Ulusal Tiyatro: 1800 lü yılların sonlarında yapılmış bu kocaman binada opera, klasik müzik, bale kısacası her türlü sanat etkinliği yapılıyor. Eski meydanda bir daire çizdiğinizde Bratislava’yı gezmiş oluyorsunuz. Meydanda bulunan Maximilian cafe ye de bir uğrayın derim.
Şimdi, bu kadar gezdin de bişey yemedin mi diye soracak olursanız yedim : ) Bratislava’nın en meşhur yemeği Sarımsak çorbası. Kocaman bir ekmeğin içinde getiriyorlar, üzerindeki kaymağımsı şeyi dilerseniz koymayabilirsiniz çorbanıza ancak “sarımsak bana dokunur” ya da “hiç sevmem içmeyeyim” demeyin, mutlaka deneyin. Benim miğdem sorunludur ama bana hiç dokunmadı. Tadı çok güzel. En güzel yapan yer de burasıymış, o yüzden ben de size de burayı tavsiye edeceğim. Domuz seven varsa, buranın domuzunun da güzel olduğunu duydum, yemedim. Gidecek olanlar, benim yerime de bu çorbadan için. Afiyet olsun, yarasın şimdiden : )

















