AVRUPA’NIN YALNIZ ŞEHRİ, BELGRAD.
Ben bu kadar saldırgan insanı bir arada görmedim! Söylene söylene, sinir küpü halinde gezdim iki gün. Şehir güzel, Türk kahvesi, Türk yemekleri, bizden çok şey var kısacası ama Türkleri sevmiyorlar. Vakti zamanında buralar bizim olduğundan, diğer balkan ülke ve şehirlerinde olduğu gibi biraz Osmanlı yapısı arıyor insan ancak sırplar koca şehirde parmakla sayılır derecede az Osmanlı eseri bırakmış, hepsini yakıp yıkmışlar. Birkaç metre önümdeki tanımadığım bir kadıncağıza sırf başı örtülü diye terörist diye bağırdı iki sırp, düşünsenize ya o kadın sizin ya da benim annemiz olsaydı? Sessiz kalacak halim yoktu, bende asıl teröristin kendileri olduğunu söyledim. Bana saldırırlar diye düşünmüştüm ama pis pis bakıştık sadece. Tüm Balkanları gezip, o tatlı, nazik insanları gördükten sonra soğuk duş etkisi oldu bana. Ne garip bir geziydi ya.
Neyse biz devam edelim. sırbistan’ın en kalabalık şehri aynı zamanda da başkenti olan Belgrad, konumu itibariyle oldukça bereketli topraklar üzerine kurulmuş çok eski bir şehir. 300 yılı aşkın süre Osmanlı toprağıyken 1800 lü yılların sonlarına doğru sırbistan’ın başkenti olmuş. Ülke tarıma çok önem veriyor ve halkını da bu konuya ciddi şekilde teşvik ediyormuş. Onca yorgunluğun üstüne hala enerjiniz bitmediyse, gece hayatı çok renkli. Gittiğim bir yer yok o sebeple de öneremiyorum ama sizler kafanıza göre yerler bulursunuz seçenek çokmuş : )
Haydi gezmeye başlayalım o halde,
1-BELGRAD KALESI/KALEMEGDAN: Kale meydan diye telaffuz ediyorlar. Bazı kelimelerimiz ortak acaba neden : ) Kanuni Sultan Süleyman, bu eski kaleyi 1 ay gibi kısa bir sürede almış ve saldığı korku yıllar geçmesine rağmen unutulmamış. Kale, Tuna ve Sava nehirlerinin kesiştiği, Belgrad’ın belki de en güzel yerine kurulmuş. Kale içerisinde birkaç Osmanlı yapısı kalmış. Bunlar, Damat Ali Paşa türbesi, Sokullu Çeşmesi ve Paşa konağı. Bunların dışında bir de şu taş var ki burada, Sultan Süleyman’a kalenin geri alınmasıyla ilgili olarak söyledikleri nispet dolu sözler yazıyormuş.
Kale, içerisinde bir çok değerli eseri barındıran bir kampüs gibi ve bu kampüste ilgili çeken, anlatmak istediğim, sizlerin de gezerken dikkat edebileceği yapılar şunlar oldu,
a-Ali Paşa Türbesi: Yukarıda da bahsettiğim gibi, Osmanlıdan kalan her şeyi yakıp yıkmışlar da Ali Paşa Türbesine neden dokunmamışlar? Aslında buraya da dokunmuşlar ancak türbeye hiç bişey olmayınca bi keramet var galiba deyip bırakmışlar zaten koca şehirde bi burası, bi zavallı Bayraklı camii kalmış, ben Osmanlıdan kalan başka da bişey görmedim, kimse de var demedi. Bunlar ne değerli, ne özel eserler ama kıymet bilememiş sırplar. Geçmişi, tarihi eserleri yok ederek değiştiremiyoruz maalesef.
b- Şükür Anıtı: Kalenin içerisinde bu anıtı görürseniz bilin ki, bu anıt Fransızlara teşekkür amaçlı yapılmış. 1. Dünya savaşı sırasında Fransa’nın çok büyük desteklerini gördükleri için, bu şekilde teşekkür etmek istemişler.
c-Ruzica Kilisesi: Yine, Kale içerisindeki değerli yapılardan biri, Osmanlılar buraları topraklarımıza kattıklarında, bu kiliseyi yakıp yıkmadan, silah ve mühimmat deposu olarak kullanmışlar. Yanlış hatırlamıyorsam 14. Yüzyılda yapılmış bir kilise idi.
d-Kapılar: Kalede bulunan kapıların adları vardı. Bence önemli olduğundan sizlerle de paylaşmak istedim. Örneğin bu kapının adı da “Zindan Kapı” imiş. Osmanlılar kaleyi aldıktan sonra sırplar kapıya bu adı vermişler.
Bu kapının adı da “Kara George” muş. Yazılışı eminim farklıdır : ) Osmanlıya karşı hep bi ayaklanma planı içindeymiş kendisi, sırplarda çok sevmişler belli ki, kalenin bu güzel kapısına onun adını vermişler.
“İstanbul Kapı” ki kendisini çok severim : ) bu yol İstanbul’a uzanıyormuş o sebeple de bu adı almış
e-Askeri Müze: Yine Kale’nin içinde kalan, ve pazartesi hariç içine girip gezebileceğiniz bir müze. Savaş yıllarından kalma askeri araçlar, silahlar, içleri boşaltılmış bomba füzeleri ve benzeri çirkin savaş materyallerini, eğer meraklısıysanız gezip görebilirsiniz. Ben meraklı olmadığımdan uzaktan baktım, bunlarla vakit kaybedeceğime gider parkta yeşilin içinde gezerim daha iyi.
f-Victor Anıtı: Bu koca anıtın hikayesini elbet hepiniz biliyordur, 1. Dünya savaşında Avusturya-Macaristan imparatorluğuna karşı zafer kazanan sırplar bu heykeli yapmışlar, heykelin ön kısmını macar sınırına denk gelecek şekilde, bir güç göstergesi olması amacıyla inşa etmişler. Enteresan : )
g-Saat Kulesi: Kale meydan’da size anlatacağım son kıymetli eser de işte bu saat kulesi. Avusturya-Türk ortak yapımı, çok da eski olmayan bu saat kulesi 18. Yüzyılda tamamlanmış. İstanbul Kapı’nın hemen arkasında kalıyor
2-KNEZ MIHAILOVA CADDESİ: Şehri, Osmanlılardan geri alan kişinin adını bu caddeye vermişler, sonra demişler ki, sadece bir caddeye adını vermek yetmez, bir de şehrin meydanına görkemli bir heykelini dikelim. İşte heykelin dikildiği meydanın adı da Cumhuriyet Meydanı olmuş. Heykelin hemen arkasında gördüğünüz bina ise ulusal müze. Bizim İstiklal Caddemiz gibi uzun, sıralı cafelerle, hediyelik dükkanlarıyla dolu, çoğunlukla öğrenci ve gençlerin takıldığı hareketli bir cadde. Kaleden aşağıya doğru kendinizi salın, bu cadde sizi kucaklasın.
Bu caddenin başlangıç noktasında, Ulusal tiyatro da var.
3-OTEL MOCKHA: Şimdi neden bir otelin reklamını yapıyoruz diye düşünebilirsiniz, burayı yazma sebebim şu ki, bu otel, neredeyse şehre gelen tüm ünlü kişileri ağırladığından, yerli insanların da buluşma noktası olmuş. Turist bile olsanız bu otelin yerini bilirmişsiniz, oldukça popüler. Turist arkadaşlar, eğer kaybolursanız bu otelin adını verin sizi Knez Mihailova’nın hemen yanı başındaki bu otele bir şekilde ulaştırırlar : )
4- PARLEMENTO BİNASI: Önceden Yugoslavya parlamento binasıymış sonra Sırbistan – Karadağ parlamentosu olmuş. Pek güzel olaylar olmamış bu binada, o sebeple genelde kötü anılıyormuş. Yapı güzel, neo-gotik tarzda yapılmış, gece ışıklandırmanın da etkisiyle daha haşmetli duruyor.
5-BAYRAKLI CAMİİ: Belgrad alındıktan sonra şehirde 250 den fazla camii yaptırılmış, bu sayede bölgede Müslümanlık iyice artmış, yayılmış. Sonra ne mi olmuş? Sadece bu camii kalmış, diğerlerini ya yıkmışlar ya da kiliseye çevirmişler. Bu camii ise ezan vakitleri hariç hep kapalı, sırplar zarar vermesin diye bunu yapıyorlarmış. Duyduğum bir diğer üzücü şey ise Müslümanlar bazen, Cuma namazlarını polis eşliğinde kılarlarmış, sizce neden? sırplar saldırıyormuş çünkü.
Gördüğünüz gibi bu taşlara da zarar vermişler.
Psikolog değilim ama bence bir insanın bu denli saldırgan olması için, içinde büyük bir korku taşıması lazım. Keşke doğru şekilde tanısalardı Osmanlıyı, bolca okusalardı kitaplardan, belki de hepimizden çok severlerdi.
Bu saydığım yerlerin dışında Tesla müzesi ve Sava katedraline de mutlaka gidin.
Belgrad’dan güzel bir kaç fotoğraf ile fazla uzatmadan bitirmiş olalım. Şimdiden iyi eğlenceler.
































