LEYLA’LAR ŞEHRİ, KANADI KIRIK BİR KUŞ, SARAYBOSNA
Ülkede Bosnalı ve Hersekli olmak üzere iki etnik kimlik varken biz Bosnalı dendiğinde Boşnak Müslümanları hep aklımıza getiririz ya, getirmeyelim çünkü toplam nüfusun %50 lik kısmı sadece Bosnalı kardeşlerimizken kalan kısmı sırp ve hırvat. Neden Leyla’lar şehri dedim sizce bi fikriniz var mı? Çünkü savaş yıllarında doğmuş kız bebeklerinin hemen hepsine hüzün anlamına gelen Leyla adı verilmiş. Peki neden bu insanlar yeni doğmuş bebeklerine hüzün adını vermişler? Çünkü bu bebekler ya tecavüz bebekleri, ya da babaları savaş sırasında öldürülmüş yetim bebekler. Aslında yazmak istediğim o kadar çok şey var ki… Bu satırları yazmak bile zorken bir de, beynimde uğuldayan kadın çığlıkları var. Siz hiç duvarlarında kurşun izleri olan bir evde yaşamaya devam edebilir misiniz? Onlar ediyor. Unutmuyorlar yaşadıkları acıları. Kim dost, kim değil artık daha iyi biliyorlar. Bizlerin öğreneceği çok şey var onlardan. Dilerim bu acıları tatmadan sahip olduğumuz topraklara daha sıkı sarılırız. Türkler ülkeye çok fazla yatırım yapmış ve buna devam da ediyorlar. Ben Srebrenitsa’ya da gitmeyi çok istemiştim ama senede bir gün yapılan anma töreni haricinde izin vermiyorlarmış. Bosna’ya mutlaka gidin. Türkleri çok ama çok seviyorlar. Eminim sizler de onları çok ama çok seveceksiniz. Sizlere bol sorulu bir anlatım yapacağım bu sefer. Sizler de bu soruları çoğaltarak kendinize, etrafınıza sorun bence çünkü gerçeği görmek sormakla başlar.
Bu hüzünlü şehri gezmeye hadi başlayalım.
1-ALİYA İZETBEGOVİÇ ANIT MEZARI: Milyonlarca masum kalbin duasında olan, merhamet ve iyilik sahibi ruh, Cennet mekanın olsun. Her insan hak ettiği şekilde maalesef yaşayamıyor ama ölüm her zaman insanın hak ettiği şekilde geliyor. Ne vicdan azabıyla delirerek, ne suçu sabit, idam edilerek ölmedin. Keşke sen göçüp gitmeden seni görebilmiş olsaydım. Belki bi gün, bi yerde bu şerefe erişebilirim. Ben, ailesinde birçok Arnavut olan bir Çerkes kızıyım ve yaptığın her şey için sana milyonlarca insan gibi ben de teşekkür ediyorum. Ruhun güzel yerlerde beklesin sevdiklerini.
İlk gideceğiniz yer bence burası olmalı.
2-BAŞÇARŞI: Bosna’nın kalbi olmuş, her zaman kalabalık, kocaman bir çarşı burası. Çarşının girişinde, artık simge olan bir sebil var. Osmanlı camileriyle ve hanlarıyla çevrili bu güzel çarşıda birçok hediyelik de bulabilirsiniz. Benim en çok dikkatimi çeken hediyelik aşağıda fotoğrafını göreceğiniz kulpsuz kahve fincanları oldu. Peki, neden kulpsuz bu fincanlar? Her fincanın dibinde mutlaka bir yıldız var ve hangi ırktan olursa olsun, kim kahve içmek isterse, bu kulpsuz fincanları baş ve işaret parmağıyla kavrayarak tutmak zorunda kalıyor ve istemsiz bir şekilde de olsa bir hilal yapmış oluyor, ay ve yıldız meydana getiriyor.
Öyle tatlı, öyle vatanseverler ki, çok ama çok keyif aldım bu toprakları gezmekten.
3-UMUT TÜNELİ: Ne güzel bir adı var değil mi? Neden böyle bir ad verilmiş olabilir sizce? Her tünelin sonunda mutluluk vardır falan gibi düşündüyseniz çok yanlış! Bu tünel hava alanına kadar uzayıp giden, oradan yiyecek, silah ya da küçükbaş hayvan ulaşımını sağlayan bir tünel. Tünel o kadar dar ve alçak, Balkan insanları da o kadar iri ki, insancıklardan bazıları bu tünelden çıktıklarında iflah olmayacak şekilde sakat kalıyormuş. Bir lokma ekmek, ya da korumak zorunda oldukları namusları için buna katlanmışlar yıllarca. Bu acıları yaşatan sırplar, hırvatlar, ve benzer katliamları geçmişlerinde yaşayıp, acılarını unutarak aynı vahşeti başkalarına yapan israilliler, sizleri sevmiyorum! Eminim ki kendi ırkınız için de yüz karasısınız. Sizlere tek söyleyebileceğim şey, Hak ettiğinizi çok geç kalmadan bulmanız. Amacının dışında bir blog istemiyorum, bu iki satır bile size fazla!
Mutlaka gidin ve kendi gözlerinizle görün, gözlerinizi açın. Dünya Avrupa’dan ibaret değil!
4-SARAYBOSNA KATEDRALİ: Bosna topraklarında birçok farklı din varlığını sürdürüyor, bu katedral de farklı dinlerin birbirleriyle çatışmadan bu topraklarda var olduğunun bir göstergesiymiş. Savaş sırasında burası da zarar görmüş tabi ama sonradan restore etmişler. Başçarşı’nın içinde kalan bu katedrali de görmelisiniz.
5-SAAT KULESİ: Aslında tüm bu saat kulelerinin yapılma sebebi, namaz saatlerinin Osmanlı şehirlerinde bilinmesiymiş. Bu muhteşem kule de bu sebeple, Bosna sancak beyi Gazi Hüsrev Bey tarafından yaptırılmış. Hüsrev Bey’in yaptırdığı Kurşunlu Medrese ve kendi meftun olduğu türbesini de yine Başçarşı içinde bulabilirsiniz. Ayrıca birçok tarihi eser de yine Başçarşı civarında mevcut. Mutlaka gidin.
A bir de unutmadan çok önemli bi Osmanlı çeşmesi var ki bahsetmeden geçemeyeceğim. Bu çeşmenin suyundan içen kızlar beyaz atlı prenslerine kavuşurlarmış, erkekler de prenseslerine tabi ki : ) Ben bi kaç litre içtim, şu an bekliyorum : ) siz gülmeyin : )
6-GAZİ HÜSREV BEY CAMİİ: Başçarşı’nın içinde yer alan önemli yapılardan bir tanesi. 1500 lü yıllarda Mimar Sinan tarafından yapılmış ve tabi ki Balkan savaşında sırpların hedef tahtası olmuş. Daha sonra restore etmişler. Kullanımına günümüzde de devam ediliyor, hem de kıskandıracak şekilde kalabalık.
7-MİLLİ KÜTÜPHANE: İlk inşa edildiğinde belediye binasıymış, daha sonra kütüphaneye çevrilmiş çok da güzel olmuş ancak Balkan savaşında zarar görmüş ve birçok değerli eser de binayla birlikte yanmış. Binanın restorasyonu tamamlanmış, umarım yanmış eserler de bir şekilde yerine konmuştur.
8- SANAT AKADEMİSİ: Burası aslında 1800 lü yıların sonuna doğru yapılmış bir kiliseymiş, 1900 lü yılların sonuna doğru sanat akademisine dönüştürülmüş. Köprüsünün tasarımını da öğrencileri yapmış, çok da güzel olmuş bence. Merkezi bir yerde mutlaka görürsünüz.
9- LATİN KÖPRÜSÜ: Bu isim Saraybosna’ya yerleşen Dubrovnikli Katolik ustaların yaşadığı yer olması nedeniyle verilmiş. Tabi ki savaştan sonra restore edilmiş ve tekrar kullanıma açılmış. Gitmişken görülmesini tavsiye ederim.
Gelelim bu güzel şehirde neler yiyebileceğinize, ilk söyleyeceğim tabi ki Boşnak böreği. Boşnak böreği iki saç arasında pişen ve kaymakla yenen enfes bir börek. Böylesi bir dilim, sizi uzun süre tok tutar. Muhteşem bir lezzet. Başçarşı içinde bu börekleri yapan birçok yer var, rahatça bulabilirsiniz.
Begova çorbası süper bir çorba, içinde hem tavuk, hem de sebze var. Yorgunluğunuzu alıp götürüyor. Sunumları da genellikle böyle güzel tabaklarda yapılıyor.
Dudove tatlısı, meşhur olmasının yanında bayramlarda da sıkça yapılıyormuş. Bizdeki baklava gibi galiba. Her taraftan uzanan çatallara lütfen aldırmayın, iki dakika sabredemedik çok lezzetliydi, bu ikinci tabağımız : )
Etli yemekleri çok var. İsli et, Boşnak köftesi, Bey çorbası, Soğan dolması sayacaklarım arasında. Hepsi çok güzel, bolca tadın buralarda aynı tadı bulamazsınız. Bir de aşağıdaki cafe güzel ve değişik bir yerdi. Şerbetleri kendi yapımlarıymış. Kahve içmek isterseniz de Boşnak kahveleri zaten meşhur, burada da afiyetle içebilirsiniz. Burası Başçarşı’nın içinde. Aklınızda olsun.
Ve tabi ki Bosna güzelliğini biraz da olsa aşağıdaki fotolarla paylaşmış olayım sizlerle : ) Gidenlere ricam, benden çoook selam götürün oralara.
Bombalanmış yüzlerce binadan bir tanesi de bu. Tabi ki böylece bırakılmış, yeniden inşa edilmemiş.






























