UMUTLARIN KÖPRÜLER GİBİ YIKILAMADIĞI ŞEHİR, MOSTAR.

Bosna Hersek’in en büyük şehirlerinden biri olan bu dünyalar güzeli şehir, adını Mimar Hayreddin tarafından yapılmış Mostar köprüsünden alır. Hayreddin aynı zamanda, mimarların şahı, Mimar Sinan’ın da öğrencilerinden biridir. Söylentiye göre, bütün mimarları arasında, ustalığı en sivrilmiş olan da kendisidir. Mimar Sinan’da durumun farkında olacak ki, bu önemli köprünün yapımını Mimar Hayreddin’e verir. Yazık ki, Balkan savaşının en ağır yaraladığı bir diğer değerli şehir de burasıdır. Geziniz sırasında aynı Saraybosna şehrinde olduğu gibi, birçok yerde “DON’T FORGET” yazılarına, kurşun delikleri kapanmamış binalara ve Leyla isimli kadınlara denk gelebilirsiniz. Para birimleri Konvertible Mark ancak Euro ve TL geçiyor. Sizlere tavsiyem, bolca gezin, yaşını almış esnaf amcalarla, teyzelerle bolca sohbet edin, onlardan alışveriş yapın. Anlatılan her şey, öğrendiğiniz her bilgi inanın çok değerli, çok gerçek. Sadece sessizce, sonuna kadar dinleyin onları. Türkleri, Türkiye’yi çok seviyorlar, eminim ki sizler de onları çok ama çok seveceksiniz.

Fazla da uzatmadan haydi başlayalım.

1-MOSTAR KÖPRÜSÜ: Taş Hilal! Ne güzel bir isim. Hilal sembolü nasıl kutsal onlar için bilemezsiniz. Taş Hilal adını da, Mostar gibi kullanıyorlar. Osmanlı mimarlarından, Mimar Hayreddin tarafından 1557 yılında inşa ettirilen bu tarihi köprü, 1993 yılındaki savaşta, zeka küpü bir hırvat tarafından yıkılmış, tekrar hayat bulması 2004 yılında olmuş, Türkler de çok destek olmuşlar. Saraybosna’yı anlatırken de bahsettiğim gibi, Türkiye’nin Balkanlarda sayısız çalışması var, TİKA’ya ben de kendi adıma çok teşekkür ediyorum.
Köprünün, hırvatlar tarafından yıkılamayan bir de hikayesi var elbet. Evlenmek isteyen erkekler, cesaretlerinin bir kanıtı olarak bu köprüden aşağıya atlarlarmış. Günümüzde ise bu iş biraz ticarete dönmüş durumda, para karşılığı aşağıya atlayan deliler görebilirsiniz : ) Köprünün altından akan zümrüt rengindeki Neretva nehrini görünce ben de niyeti bozmadım değil : )

IMG_3650

2- NERETVA NEHRİ: Zümrüt renkli bir nehir görmek isterseniz buraya yani Mostar’a gelip bu güzelliği yanı başında oturarak izlemelisiniz. Bu renkte bir nehri, Avrupa’yı neredeyse gezip bitirmiş biri olarak başka hiç bir yerde görmedim. Çok temiz, çok güzel.

IMG_6560

IMG_6561

3—ESKİ PAZAR: Mostar köprüsünün sağ ve sol tarafı, çoğunlukla yöresel hediyeliklerin, bakır ve ziynet eşyalarının satıldığı dopdolu bir pazar. Şehir için çok önemli bir bölge, doğal olarak da çok kalabalık. Ayrıca Bosna Hersek’in meşhur yemeklerini tadabileceğiniz gayet başarılı restoranları da bu çarşının içinde bulabilirsiniz. Kalabalık bir sezonda gittiyseniz, restoran önünde sıra beklemeniz kaçınılmaz, o sebeple benim tavsiyem önce restorana gidip adınızı yazdırıp, daha sonra çarşıda gezmeniz. Bu şekilde vakti daha efektif kullanmış olursunuz. Şimdiden afiyet olsun : )

IMG_3665

IMG_3640

IMG_3656

4-EĞRİ KÖPRÜ: Mostar’daki ikinci önemli ve güzel köprü de bu köprüdür. İnşa tarihini net bilen yoktu, üzerine de atılmış bir tarih göremedim ama Mostar köprüsünden daha eski olduğunu duydum. Yeşilliklerin içindeki bu şirin köprünün yanında bir de mescid camii var. O kadar sessiz ve huzurlu bir ortam ki, hiç ayrılmak istemeyeceksiniz.

IMG_3637

5-TARA VE HALEBİYE KULELERİ: Mostar Köprüsü’nün iki yanında birer adet kule bulunuyor. Bunlardan sağ taraftaki Tara Kulesi, sol tarafta ki ise Halebiye Kulesiymiş. Bu kuleler vaktinde savaş kulesi olarak kullanılmış, içerisinde her türlü savaş aracı ve silah bulunurmuş. Mostar köprüsü yıkıldığında bu kuleler de ciddi zarar görmüş ve başta Türkiye olmak üzere birkaç ülke daha restore edilmesine katkıda bulunmuşlar. Kulelerin içine girilebiliyordu ancak çok sıra olduğundan ben giremedim, vaktiniz bolsa bir göz atmanızda yarar var.

IMG_3662-001

IMG_3663

6-BLAGAJ TEKKESİ/ALPERENLER TEKKESİ: Buna nehrinin pınarına kurulmuş bu tekke, aslında bir Bektaşi tekkesiymiş ve Osmanlı zamanında Balkanlara yollanan Bektaşiler tarafından kurulmuş. Bektaşiler bölgede, anlayışları, hoşgörüleri ve güzel gönülleri sayesinde çok sevilmiş, bu sebeple de Müslümanlığın bölgede artmasına katkıda bulunmuşlar.

IMG_3630

IMG_3627

Buna nehri üzerinde sıralanmış restoranlar sayesinde hem lezzetli yiyeceklerden tadabilirsiniz, hem de nehir üzerinde yapılan kano, bisiklet gibi aktivitelere katılabilirsiniz. Ben duamı eder yoluma bakarım diyenlerdenseniz, şimdiden Allah kabul etsin : )

IMG_3621

IMG_3614

7-POÇİTEL: Aslında bu tatlı köy Mostar’ın içinde değil ancak yukarıda bahsettiğim Bektaşi tekkesine gelirseniz, buraya çok yakın ve ben uğramanızı çok isterim o sebeple Mostar’ın içerisinde yazıyorum. Neden uğramanızı çok istedim? Öncelikle satılan meyveler ve diğer yiyecekler çok taze, çok doğal, sosyetik deyişle, çok organik : ) El yapımı hediyelikler tam bir sanat çalışması. Ve köydeki insanların para kazanmaya ihtiyaçları var. Yol üzerinde kalan bu köye uğramadan geçmeyin. Oturup çayınızı için, tatlı teyzelerden ne satıyorlarsa pazarlık yapmadan alın, sonra da onların hayır dualarını alıp yolunuza devam edin. Sizce de güzel bir dinlenme yeri değil mi? Bence eşsiz. Uğramayı unutmayın : )

IMG_3598

IMG_3601

IMG_3603

Köy hakkında da öğrendiğim kadarıyla sizlere bilgi vermiş olayım. Öncelikle zümrüt Neretva’nın kenarın da bulunuyor. Düşmana daha güçlü görünmek adına köy, dik yamaçların eteklerine, taştan yapılmış. Kuruluş tarihi ise çok eski, 1300 lü yılların öncesine dayandığı söyleniyor. Balkan savaşları sırasında bu köye de saldırıp, yakıp yıkarak Osmanlı izlerini silmeye çalışmış olsalar da, Dünya bankasına, başka Türkiye olmak üzere birkaç ülkenin daha yaptığı yardımlar sayesinde bu köyde de ciddi restorasyon çalışmaları olmuş.

IMG_3606

IMG_3607

Savaşın iğrenç yüzünü Balkanlarda çokça gördüm, hissettim. Sınır kapılarından geçerken bile, görevlinin size bakışlarından, Türk dostu mu, yoksa düşmanı mı olduğunu anlayabiliyorsunuz. Onca dökülmüş kan, hırvat ve sırplara düşman olmanın kirli, çirkin yüzünü maalesef ki öğretememiş. Ben mucizelere hep inandım, bir gün her şeyin değişeceğine, Balkanlara huzur ve barışın geleceğine tüm kalbimle inanıyorum. Güzel yüzlü Balkan insanları, mutlu yaşayın, mutlu ve yaşlı ölün olur mu? Hepinizi seviyorum.

Burada ne yiyeceğiz İlknur’cuğum? diye soracak olursanız, Saraybosna’dan farklı bir şey söyleyemem. Yöresel yiyeceklerin yanında, dünya mutfağının da en lezzetli yiyeceklerini bulabileceğiniz zengin bir mutfağı var. Aç kalmazsınız : )

Biraz da fotoğraf : )

IMG_3653

IMG_6601

IMG_3634